gulsehir.org.tr


HESulyenin Faydaları

Tarih: 01-03-2015 22:58
1621 Okunma

Eskiden “Kızılırmak akar, Gülşehirli bakar” derlerdi. Şimdi ise Kızılırmak akmıyor, Gülşehirli de artık bakmıyor. Sebebini herhalde biliyorsunuz. Kızılırmak’ın bakılacak hali kaldı mı ki!.. Kızılırmak’tan yararlanamadığımızı belirten deyimi olumsuz şekilde söylememizin amacı, artık Kızılırmak’ın Gülşehir’e zarar verdiğini vurgulamaktır. Ülkemizdeki bütün ırmak ve derelerin doğasının başına bela olan HES, Gülşehir’imize de bela oldu. HES’in tatlı karı ortaklarına giderken, sayesinde şehrimizin doğal çevresi bozulduğu gibi görsel ve fiziki kirlilik de oluşturdu. Acaba plan ve projesi yapılırken hiç mi şehrimiz düşünülmedi, doğası göz önünde tutulmadı. ÇED raporu var mıdır, yok mudur, merak ediyorum… Bu barajın yapılmasına onay verenler, bakanlığından yerel yönetimine kadar bence Gülşehir’in nazarında vebal altına girmiştir. En azından onlar, verilen bu zararı asgariye indirecek çalışmaları yapmakla yükümlüdürler.

Bu tür HES barajlarına ülke genelinde, flora ve faunayı değiştirip doğanın dengesini bozduğu gerekçesiyle iyi gözle bakılmamaktadır. Biz şimdi bu durumu yaşayarak anlamaya başladık. HESimiz yapılırken, gövde ve kanal inşaatı sırasında Suiti mevkii ortadan kaldırıldı. Sert bazalt kayaları dinamitle patlatarak kanal açılırken Çakırcan’a can sağlayan Devepınarı’nın kaynağı, suyun damar değiştirmesi sonucu kayboldu. Muhtemelen Roma döneminden kalan Araplı mevkiindeki Yıkık Köprü denilen köprü kalıntısı baraj göleti içinde kaldı. Araplı ve Ilıca bahçelerine can suyu olan kaynaklar artık doğrudan baraja katılıyorlar. Gülşehir’in sulu tarımında önemli bir yere sahip olan Araplı ve Ilıca’nın verimli arazileri şimdi yoklar. Dönümlerce meyvelik bahçelik alanlar suların altında kaldı. Hatta Ilıca mevki, baraj su seviyesinin yükselip alçalması sonrasında bataklığa bile dönüşmüş durumda. Yörenin meşhur mesire yeri olan Sadabat parkını su bastı. En kötüsü de, Ilıca mevkiindeki kanalizasyon deşarj ve arıtma tesisi suyun altında kaldı ve baraj, Gülşehir’in kanalizasyon gölü oldu.

Bu yüzden yakın zamana kadar şehrin kanalizasyon sistemi iyi çekmiyor, kotu düşük olan evlerde koku oluşuyordu. Nedeni ise cazibeli yapılan kanalizasyon şebekesinin kot seviyesinin, baraj su seviyesinin altında kalması idi. Bu durumu önlemek için Sadabat parkının arkasına barajın suyunu engellemeye yönelik bir istinat duvarı yükseltildi. Ayrıca istinat duvarının arkasında sızan su için bir kanal açıldı. İstinat duvarının gölet suyunu tutacağı varsayılarak, üzerine bir de yürüyüş yolu yapıldı. Ne var ki gölet suyu, sızma ile kanal su seviyesini yükselterek şehir kanalizasyonunu geri tepmeye devam etti. Çare, bu suyu motopomplarla baraj göletine pompalamak oldu. Böylece kanal seviyesi, baraj göleti seviyesinden nispeten biraz aşağı düşürülerek, kanalizasyonun geri tepmesi masraflı bir çözümle önlenmiş oldu. Fakat diğer sorunlar halen devam etmektedir. Nedir bunlar: Birincisi, Gülşehir’in kanalizasyonunun tamamı arıtılamıyor. Başka başka yerlerden hem kanala, hem de doğrudan gölete karışan hatlar var. Cazibe ile yapılan önceki şebeke, kanalizasyonun tamamını toplayarak Kızılırmak’a karışmadan arıtma tesisine götürürken, şimdi kanalizasyonun tamamı toplanamıyor. İkincisi, istinat duvarının arkasındaki açık kanalda toplanan sızıntı su, karışan pis suya rağmen, doğrudan doğruya baraj göletine deşarj ediliyor. Bu durum çevre ve halk sağlığı için büyük bir tehlike oluşturuyor. Buna acilen bir çözüm üretmek gerekiyor. Kanalın üstünün kapatılıp, buraya pis suyun akmasının önüne geçilmelidir. Bunların birinci sorumlusu HESin yapılmasına izin veren bakanlık ile HES sahipliği olmalıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da çözüm konusunda kendi imkanlarını aşan yerel yönetime destek vermelidir.

HES’in diğer bir tarafında Gülşehir’in uğradığı gelir kaybı durmaktadır. Şehrimizin en verimli sulak toprakları sular altında kalmış, ekim dikim yapılamaz olmuştur. Nitekim buralardaki tarım girdisinden yoksun kalan şehrimizde HES’in elde ettiği gelir, Gülşehir haricine transfer olmaktadır. Ayrıca HES baraj göleti yapımında kamu yararı tartışılabilir. Çünkü üretilen elektrik enerjisine karşılık, Gülşehir’e verilen çevresel zarar iyi değerlendirilmelidir.

Bir de olayın iyi tarafından bakalım! Kızılırmak köprüsünden başlayan istinat duvarındaki yürüyüş yolu zannımca -atıl vaziyette de olsa- Gülşehir’e yapılmış büyük yatırımlardan biri… Kilitli parke taşı döşenerek yapılan yolun Kızılırmak kenarına demir korkuluklar çekilerek güvenlik sağlanmış. Sızma su kanalı kenarı ise kilitli parkeyle eğim verilerek kanal üzeri açık bırakılmış. Hemen hemen bir km’den fazla olan yol üzerinde son teknoloji sokak lambaları kullanılmış. Led ışıkları bulunan bu lambaların yarısı bizim vandallar tarafından kırılmış. Nitekim elektrik de verilmediği için hiçbiri aydınlatmıyor, bu yüzden işe yaramıyor. Yürüyüş yolunun bitiminde, Pınarbaşı özünün üzerine, şehrin içinde olması daha isabetli sayılacak, çelik konstrüksiyon bir köprü yapılmış. Belki otuz metre olan bu köprü hiç kullanılmadan son sellerle yıkılıp bükülüp, hasar görmüş. Sanmayın ki yürüyüş yolu da kullanılıyor. Zaten, yeşil rengi olan kanal manzaralı yürüyüş yolu yapmak, hayali zorlayan bir iyimserlik olmalı.

Bu yürüyüş yolunun Gülşehir halkına kazandırılması için, yürüyüş yoluyla kanalın diğer tarafında bulunan Sadabat parkının fiziki olarak bütünleştirilmesi gerekiyor. Geçenlerde yapılan genişletme çalışmaları ile kanalın hemen yanı başına kondurulan çocuk oyun parkı ise yürüyüş yoluna nazire olmuş gibi. Son olarak, kamu sağlığı ve güvenliği açısından ve yürüyüş yolunun halka kazandırılması için kanalın üstünün hemen kapatılması gerektiğini söyleyebiliriz.

Her neyse, HESulyenin enerjisinden başkaları, gazından da biz faydalanıyor sayılırız!


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç