gulsehir.org.tr


ANADOLU KAPLANI MİTHRİDATES (3)

Tarih: 07-10-2019 19:37
686 Okunma

Mithridates, yeğeninin tahtını korumak bahanesiyle Kapadokya’ya girip Bitinyalıları oradan kovar. Yeğeni Ariarathes Filometor’u MÖ 100 yılında Mazaka’da tahta geçirir. Ancak genç kral Ariarathes, Pontus’a sığınmış olan babasının katili Gordios’un memleketine dönmesine itiraz etmesi üzerine, iki ordunun gözü önünde, görüşme talep eden bizzat dayısı Mithridates tarafından hançerlenerek öldürülür.

Mithridates, sekiz yaşındaki kendi oğlunu, Nisa’nın zehrinden kurtulmuş olan Kapadokya Kralı Ariarathes Eusebes Filopator’un oğlu diyerek tahta oturtur (Kapadokya kraliçesi Nisa, kocası savaş alanında öldükten sonra tahtı kaptırmamak için beş oğlunu art arda zehirleyerek katletmiş, altıncısı ancak kaçırılarak kurtarılmıştır. Zehirlenme olayı yirmi yıldan önce olduğu halde sahte prens henüz çocuktur). Mithridates, fiili idareyi Gordios’a bırakır.

MÖ 99 yılında Kapadokya’da meşhur Romalı general Gaius Marius ile görüşen Mithridates, ondan destek yerine nasihat alır: “Ya Romalılar kadar güçlü ol, ya da onlara boyun eğ!..” Mithridates bu nasihati hep dinlemiş, bütün hayatı boyunca Romalı kadar güçlü olmaya çalışmış, olamadığı yerde boyun eğmiştir.

Kapadokyalılar sahte krallarını bir isyanla kovup, yerine Ariarathesler hanedanının son prensi olan Ariarathes Epifanes’i (Bu prens, Mithridates’in öldürdüğü yeğeninin küçük kardeşidir) geçirirler. Mithridates bu duruma rıza göstermez ve Kapadokya’yı yeniden fetheder.

Kaçan kral kısa bir süre sonra hastalanarak ölünce Ariarathes hanedanı son bulur. Ancak Bitinya Kralı Nikomedes ile evlenmiş olan Laodike, Romalılara giderek, Ariarathes Epiphanes Filopator’dan bir oğlu daha olduğunu ve tahta onun oturması gerektiğini iddia eder. Mithridates de kendi uydurma iddiasını dile getirmek için Gordios’u gönderince, iki sahte prens Roma Senatosunda şiddetle savunulur.

Ne var ki Kimbri tehlikesinden kurtulan Roma, Pontus kralına Kapadokya, Galatya ve Paflagonya’dan; Bitinya Kralına da Galatya ve Paflagonya topraklarından çıkmasını bir ültimatomla bildirir. Durumun ciddiyetini anlayan Mithridates ile Nikomedes, zaptettikleri yerlerden çekilirler.

Roma’nın kararı, her üç ülkenin de hür birer cumhuriyet olması yönündedir. Paflagonyalılar bu kararı sevinçle karşılarken, Kapadokyalılar cumhuriyet idaresini tehlikeli bulmaktadırlar. Roma’ya bir heyet gönderen Kapadokyalılar, başlarına bir kral getirilmesine izin verilmesini isterler. Roma tarafından bu talep hayretle karşılanmakla beraber kabul edilir. Eski Pers asilzadelerinden Ariobarzanes, Filoromeus unvanıyla MÖ 95 yılında Kapadokya krallığına geçer. Yeni kral gerçekten de unvanı gibi ömrü boyunca hep Roma’ya dost kalır.

Hırslı ve azimli Mithridates, krallığını güneye doğru genişletmek için elbette yılmayacaktır. Gordios önderliğindeki kendi taraftarlarını destekleyerek, Kapadokya’yı ele geçirme planları yapar. Bu amacını gerçekleştirmek için doğuda yeni yeni yıldızı parlayan Ermeni Kralı Tigranes’ten medet umar. Gordios’u Tigranes ile antlaşma yapmaya gönderir. Antlaşmanın gerçekleşmesini müteakip Mitridates, küçük kızı Kleopatra’yı yaş farkına rağmen, kendisiyle aynı yaştaki Tigranes’e verir.

Yapılan antlaşma gereğince, Tigranes’in orduları MÖ 93 yılında Kapadokya’ya girer. Karşı koymayı düşünmeyen Kapadokya Kralı Ariobarzanes, hazinelerini yüklenip Roma’nın yolunu tutar. Gordios, tekrar naip olarak Kapadokya krallığının başına geçer.

Ancak Ariobarzanes’in yanında götürdüğü hazineyi Senatoda bol keseden dağıtması Roma’nın çabuk harekete geçmesine neden olur. Ariobarzanes’i tahta oturtma görevi, general Cornelius Sulla’ya verilir. Sulla, Kilikya’dan Torosları aşarak Kapadokya’ya girer. Gordios’un ve ardından Tigranes’in ordularını yendikten sonra Fırat’a kadar dayanır. Roma ordusunun ilk defa Fırat’ta görülmesi, Part Büyük Kralı Mithridates Soter’i telaşta bırakır. O Orobaz’ı elçi olarak Sulla’ya gönderir. Sulla, kendisi yüksek bir tahtta otururken, elçi Orobaz ve Kapadokya krallığına yeniden oturttuğu Ariobarzanes’i alçak tahtlarda oturtarak kabul eder. Böylece Roma’nın üstünlüğünü göstermiş olmaktadır. Part büyük kralı, kendisini iyi temsil edemeyen elçisinin boynunu vurdursa bile Roma ile Partların bu ilk karşılaşmasında sınır olarak Fırat nehrini kabul etmek zorunda kalır.

Pontus Kralı Mithridates, Kapadokya’da umduğunu bulamayınca, Karadeniz’in kuzey kıyılarındaki Sarmatlar ve Bastarnlar üzerine yürür ve burada parlak zaferler kazanır.

Bu arada MÖ 91 yılından itibaren İtalya’da başlayan iç karışıklıklar ve savaş, Anadolu’daki Roma kuvvetlerinin çekilmesine ve gücünün sarsılmasına neden olur. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Mithridates, Tigranes ile yeni bir anlaşma yaparak Kapadokya’yı ele geçirip, oğlunu yeniden Kapadokya krallığına getirir. Ayrıca Bitinya prensi olan Sokrates’e de yardım ederek, Bitinya tahtını, kardeşi Nikomedes’ten almasını sağlar. Aynı kaderi paylaşan Ariobarzanes ve Nikomedes MÖ 90 yılında soluğu Roma’da alırlar. Yine Roma’dan diledikleri destek karşılıksız kalmaz. Manius Aquilius başkanlığında bir heyet Anadolu’ya gelir. Bu heyet, daha önce yapılan anlaşma hükümleri gereğince ve tarafını belirlemek amacıyla Mithridates’ten de asker ister. Bunun üzerine Mithridates, ne asker vermeyerek Roma’yı karşısına alır, ne de ona asker vererek yanında olur. Romalının geliş nedenini ortadan kaldırmak için oğlunu Kapadokya’dan çağırtıp, Bitinya’da da Sokrates’i öldürtür. Böylece Roma için savaşacak neden kalmaz. Ariobarzanes ve Nikomedes de bir yıl geçmeden tahtlarına tekrar kavuşurlar.

Akabinde, MÖ 89 yılında Bitinya Kralı Nikomedes, Romalı komutanın yönlendirmesi ile ve ganimet elde etmek için Pontus krallığına karşı savaş açar. Donanması Karadeniz’in liman şehirlerini basarken, kendisi de ordunun başında Amastris’e kadar ilerleyip, birçok köy ve şehri yağma edip ganimetlerle geri döner. Böylece bunlarla Romalılara olan borçlarını öder. Mithridates bu tecavüze karşı, oğlu Ariarathes idaresinde bir orduyla daha kolay lokma olan Kapadokya’yı fetheder. Kapadokya Kralı Ariobarzanes adeti olduğu veçhile kaçarak kurtulur.

Bu arada Mithridates, Romalı general Aquilius’un karargahına bir elçi göndererek, daha önce yapılan antlaşma çerçevesinde Bitinya kralını yola getirmeye davet edip, eğer bunda kendisine yardımcı olunduğu takdirde kendi donanmasının da İtalya’daki isyanı bastırmak için Akdeniz’e gönderileceğini bildirir. Elçi Pelopidas ayrıca, istekleri yerine getirilmese bile, Senatonun kararına kadar Pontus ile Bitinya arasındaki ihtilafta tarafsız kalmalarını talep eder. Romalı general bu pervasız taleplere sert karşılık vererek, Bitinya’ya saldırının kabul edilemeyeceğini, Kapadokya Kralı Ariobarzanes’in tahtını korumanın kendi görevi olduğunu, Mithridates’in Senatonun emirlerine kayıtsız şartsız uymak zorunda olduğunu elçiye bildirir ve onu aynı akşam hemen geri gönderir.

İki tarafın restleşmeleri akabinde savaş hazırlıklarının başlamasını gerektirmiştir. Romalılar kısa zamanda Bitinya ordusu ile birlikte 160 bin asker toplarlar. Yapılan plana göre, 50 bin piyade ve 6 bin süvariden oluşan Bitinya ordusu, Nikomedes yönetiminde Paflagonya üzerinden saldırıya geçecektir. Aquilius, Roma askerleri ile Bitinya’yı korumak üzere Belleos (Timonitide) vadisinde, Asya valisi Cassius, Galatya ve Frigya’yı korumak üzere Gordion’da kalacak, Kilikya valisi Oppius ise Kapadokya’dan hücum edecektir. Asya eyaleti ve Bitinya gemilerinden oluşan filo, Romalı amiraller Rofus ve Poppilius yönetiminde Marmara denizinde gözetleme yapacaktır. Fakat Mithridates’in savaş hazırlığı çok önceden beri vardır. Bundan dolayı 400 gemilik filosundan başka, 230 bin piyade ve 30 bin süvariden oluşan ordusunda Pontusluların haricinde çeşitli kavimlerden olmak üzere (Bosforlu, Ermeni, Meotien, İskit, Sarmat, Bastarn, Thrak, Kelt, Galatyalı, Kapadokyalı, Paflagonyalı) çoğu ücretli yabancı asker ve generaller bulunmaktadır. Pontus ordusu Amasis ovasında toplanmadan önce Bitinyalıların saldırı haberi gelir. Ariarathes emrindeki 10 bin süvari ile iki kardeş komutan olan Arkhelaos ve Neoptolemos emrindeki 40 bin piyade Boyabat boğazı çıkışında Bitinya ordusunu karşılarlar.

Pontusluların kullandığı ve Bitinyalıların bilmediği savaş arabaları orduda şaşkınlık ve panik yaratır. Üstün sayıya karşın Bitinya ordusu perişan olur ve Nikomedes savaş alanından kaçarak Roma komutanı Aquilius’a sığınır. Mithridates, birkaç gün sonra 150 binden fazla

(DEVAMI VAR)


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç