gulsehir.org.tr


YILMAZ GÜNEY’İN NEVŞEHİR YILLARI

Tarih: 30-12-2017 19:48
2205 Okunma

Kiliseden cezaevine çevrilen Nevşehir eski Cezaevi bir çok ünlü yazar ve yönetmeni de ağırlamıştır. Bu cezaevinin ünlü konuklarından birisi de Yılmaz Güney oldu. Güney, 15 Haziran 1971’de ‘Tatlı Bela’ isimli filmin çekimi sırasında gözaltına alındıktan sonra Üsküdar Paşakapısı cezaevinin ardından Nevşehir Cezaevine gönderildi.

Yılmaz Güney, Nevşehir Cezaevi anılarını anlatırken “Hayatımın akışı değişti” dediği, “Benim ilkokulumdur” diye nitelediği cezaevi olarak kullanılan bu eski Rum kilisesinde ‘Boynu Bükük Öldüler’ adlı ilk romanını yazdı.

Kasım 1971’de yayınlanan bu kitabın önsözünde Güney şöyle anlatıyordu anılarını: “Boynu Bükük Öldüler, Nevşehir Cezaevinde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duvara komşu ranzada, geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünüdür. Ranzamdan hiç indirmediğim küçük bir masam vardı. Yatma zamanı gelince, ayak ucuma çeker, ayaklarımı altına sokar uyurdum. Çoğunlukla, anlattığım insanları görürdüm düşlerimde, onlarla yaşardım.”

Yılmaz Güney’in 1971’de Nevşehir Cezaevindeyken yazdığı Boynu Bükük Öldüler romanı 1971 yılında yayınlanmış ve ertesi yıl 1972’de Orhan Kemal Roman Ödülünü almıştır.

Asıl adı Yılmaz Pütün olan Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz’ın Tatlı Bela filminde ‘Güney’ soyadını kullanır. Atıf Yılmaz ile ‘Tatlı Bela’ filmini çekerken sette tutuklanır. Sonra da Nevşehir cezaevine yollanır.

İyi bir realist sinemacı olan Güney, Nevşehir’de yattığı süreçte ‘Boynu Bükük Öldüler’ romanını yazmaya karar verir. Bu romanı yazmak için Yönetmen Arif Keskiner’den bir daktilo ister. Arif Keskiner kendisine daktiloyu yollar ve romanını yazar.

Boynu Bükük Öldüler romanı da tam böyledir. Cezaevinin soğuk duvarları arasında sosyal gerçekliğe açılmış bir penceredir. Tüm gerçekleri bir tokat gibi çarpar insanın suratına. Roman, ağasına “ilah” gözüyle bakan Halil adlı yanaşmanın dramını anlatır. Romanın bu gücü Yılmaz Güney’in gerçekçi anlatımından ileri gelir. Yılmaz Güney’in sanatında kullandığı bu gerçekçi estetik, Türkiye’nin en iyi eleştirmenlerinden biri olan Fethi Naci tarafından methedilmiştir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

20.03.2016 FİB Haber

23.02.2016 Hak Gazetesi


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç