gulsehir.org.tr


Taskobirlik'e Ne Oldu?

Tarih: 11-02-2015 00:19
4676 Okunma

TASKOBİRLİK nasıl kuruldu: Atatürk, cumhuriyetin ilanından sonra tarımla uğraşan köylüyü düşünerek, çiftçinin mahsulünü değerlendirmek için, 21.10.1935 tarihinde 2834 sayıyla Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununu çıkarttırmıştır. Ayrıca çiftçiye kredi temini için de 18 Nisan 1972 tarihinde 1581 sayıyla Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu çıkarılmıştır. İşte TASKOBİRLİK de bu kanunlara binaen aşağıda izah edeceğimiz şekilde kurulmuştur. Önce TASKOBİRLİK’in faaliyet konusu olan üzüm ve şarapçılık hakkında kısa bir bilgi verelim.

Kapadokya’da bağcılık eski çağlara kadar gider. Nevşehir yöresinde bağcılığın gelişmesinde en önemli faktör toprak yapısıdır. Erciyes, Hasandağı, Melendiz ve Göllüdağ volkanlarının Kızılırmak vadisine püskürttüğü kayaların erozyonla tüf ve kumlu topraklara dönüşmesi ile bağ yetiştirmek için uygun arazi şartları oluşmuştur. Nevşehir, Avanos, Gülşehir ve Ürgüp civarındaki elverişli topraklar, Hititlerden bile önce yapılan bağcılığın anavatanı oluşunda büyük bir yer tutar.

Bağcılığın önemli ana ürünü olan üzümün Anadolu’daki varlığı, yapılan kazılarda MÖ 8000’li yıllara uzanmaktadır. Hititler 3. binlerde, Yunanlılardan 1000 yıl daha önce bağcılık ve şarapçılık yapıyordu. Hititlerden sonra bağcılık ve şarap imali daha da yaygınlaşmıştır.                                                     

Şarap, Osmanlı Devletinden önce Anadolu’da yoğun bir şekilde imal edilmekte idi. Kapadokya’daki arazi yapısı ve tüf kayalardan oyulan damların şarap muhafazasına müsait olması, bölgede şarapçılığın gelişmesinde başlıca etmenlerden biridir. Hıristiyanlık ibadethaneleri olan kaya kiliselerinin hemen yanı başında üzüm ezme yerleri (şırahaneler) ve şarap kavlarına rastlanması bunun kanıtlarıdır. Benzer örneklerini özellikle Gülşehir’in Açıksaray harabelerinde ve Saint Jean Kilisesinde görmekteyiz. Osmanlıda bağcılık yaygın olmakla beraber, şarap imali yasak olduğu için ancak evlerde, herkesin kendi ihtiyacı olan ve özellikle düğün yapacakların kullanacağı miktarda, küpler içinde elde edilirdi.

Önceki yıllarda kurutulmuş siyah üzümler Reji İdaresi (Tekel) tarafından alınıp rakı imal edilir ve beyaz üzümler ancak pekmez imalinde kullanılırdı. Bundan fazla kazanç temin edilemediği için bağcılar sıkıntıda kalırdı.

Cumhuriyet döneminde ilk şarap imali Kapadokya bölgesinde, aşağıda açıkladığımız şekilde başlamıştır. 1941/42 yıllarında, Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun kabinesinde Tekel Bakanı olan Suat Hayri Ürgüplü, Ürgüp’ü ziyaretlerinde hemşerilerinin istek ve talepleri doğrultusunda, Ürgüp’te Tekel’e bağlı bir şarap fabrikası kurulması talimatını vererek, Cumhuriyet döneminde fabrikasyon ilk şarap imaline Kapadokya’da başlanmasına ön ayak oldu.

1943 yılında İsmet İnönü, Reisicumhur olarak Nevşehir’i ziyaret ettiğinde, zamanın Nevşehir Belediye Başkanı Şükrü Süer, vatandaşların üzüm sıkıntısını dile getirmişti. İsmet İnönü, bunun üzerine, Atatürk Orman Çiftliğindeki şarap fabrikasına bağlı olarak Nevşehir’de bir şarap fabrikası kurulması yönünde talimat vermiştir. Şimdiki TASKOBİRLİK’in olduğu yerde kayalar kazılmak suretiyle bir şarap fabrikası kurularak, sonraki yıllarda şarap imaline başlandı.

İşte bölgemizde modern şarapçılık, bu fabrikaların kurulması ile başlar ve takiben, mevcut şarap fabrikalarından yetişen ustalar tarafından daha sonra özel şarap fabrikaları kurularak gelişir.

Atatürk Orman Çiftliğine bağlı olan Nevşehir’deki bu fabrika 1953 yılına kadar faaliyette bulundu. O yıldan sonra, Rahmetli Hüseyin Avni Parmaksız ve arkadaşları, ilimizdeki bağcılara öncülük ederek, Nevşehir Üzüm ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifini kurdular. Daha sonra Gülşehir, Ürgüp ve Avanos’ta kurulan aynı mahiyetteki kooperatifler bu kooperatifle birleşerek, 1958  yılında  TASKOBİRLİK adında  kooperatifler birliği oluşmuştur.  İlçelerde kurulan  kooperatif fabrikaları 1960’tan itibaren faaliyete geçmiş, Nevşehir merkezdeki ilk fabrika da genişletilerek, şarapla birlikte üzüm suyu ve meyve suları imaline başlanmıştır. Daha sonra  Gülşehir’de kurulan sirke fabrikası ile sirke imalatı da yapılmıştır.  

TASKOBİRLİK’in ilk şarabının ismi DERTALAN idi ve bu şarap bölgemizde çok tutulmuştu. Bu marka, 1943 yılında fabrika kurulduğundan beri devam etmekteydi. Sonraki yıllarda çeşitli isimler altında şarap imal edilmiştir. İlk yıllarda şişeleme elle yapılır iken, 1962 yılından itibaren otomatik makinelerde şişe yıkama, doldurma, mantarlama ve etiketleme  yapılmaya başlandı. Son zamanlarda  daha ileri tekniğin imal ettiği makineler kullanılarak,  modern işletme durumuna getirilmiş bulunan fabrikalar her çeşit meyve sularını imal etmekte idi. Peki, TASKOBİRLİK örnek alınacak bir  işletme haline gelmişken, şimdi neden böyle oldu?!

TASKOBİRLİK, kurulduğundan itibaren bölgede üzüm piyasasının fiyat tespit  oluşumuna katkıda bulunarak çok büyük hizmetler gerçekleştirdi.  O yıllarda TASKOBİRLİK  şarapları, Türkiye genelinde piyasalarda söz sahibi idi. Erzurum, Tokat, Antalya, Hatay, İskenderun, Mersin, Ankara, Çorum, Samsun, Malatya, Kayseri, İzmir, Uşak ve daha  bir çok il ve ilçelerde bayilikleri vardı.  Pek çok şarap, üzüm suyu  ve sirke  satıyordu. Hakikaten TASKOBİRLİK  bölgede  üzüm fiyatlarının  tespitinde nazım rol  oynuyordu.

TASKOBİRLİK  ilk kurulduğunda  devletin  kontrolünde olup,  genel müdürü ve murakıbı  Ticaret Bakanlığınca  tayin ediliyordu. Son yıllarda yasada yapılan değişiklik ile devlet aradan çekildi ve iş tamamen üyelerin tayin edeceği genel müdür ve yönetime bırakıldı.

Son zamanlarda yönetime gelenler ise şarap imalinin günah olduğu gerekçesiyle faaliyetlerinde ağır davranmışlardır. Üzüm alımında ve şarap yapımında gerekeni yapmadıkları için fabrikalar kapanır duruma gelmiştir.

Bu günlerde aldığımız haberlere göre,  fabrikalar özel teşebbüse kiraya verilmiş ve TASKOBİRLİK biriken borçları nedeniyle  tasfiye edilecek şekilde atıl durumdadır. TASKOBİRLİK'in piyasadan çekilmesi sureti ile üzüm  piyasası özel şarap firmalarına kalmış ve onlar istedikleri fiyattan üzüm almaya başlamışlardır. TASKOBİRLİK’in kapanması bölge için büyük bir kayıptır. İşte bu nedenle, binlerce kooperatif  ortakları  üzüm veremedikleri için  mağdur  edilmiş ve  şikayetler artmıştır. Bu sebeple Nevşehir  bölgesinde bağcılıkta bir gerileme yaşanmaktadır. Dolayısı ile, 1961 ve 1965 yıllarında şahsımın Gülşehir Kooperatifi ve TASKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı olarak, TASKOBİRLİK Genel Müdürü Ali Emmiler ve diğer yönetim kurulu üyelerimizle, fabrikaların kurulması ve genişletilmesinde epey hizmetimizin  geçmesi münasebetiyle son durumdan çok büyük bir üzüntü duymaktayım.             

Nevşehir civarındaki ilk özel şarap fabrikası 1943’te Hasan Turasan tarafından Ürgüp’te açılmıştı. Bu fabrika, Tekel tarafından kurulmuş olan şarap fabrikasından sonra Ürgüp’teki ikinci şarap fabrikası idi. Bu fabrikayı örnek alan Mustafapaşa  (Sinason) köyünden Salih Bey ve kardeşleri de, kaya oyma evlerden oluşan imalathanede ilkel bir şekilde şarap imaline başladılar.

Daha sonraki yıllarda Uçhisarlı Paşa ve Şevket Topaç isimli kardeşler ile Kenan Bey ve kardeşi, kendi şarap imalathanelerini faaliyete geçirdiler. Bir trafik kazasında ölen Paşa Topaç’tan sonra kardeşi Şevket Topaç, bir süre bu işleri devam ettirdi, bilahare fabrikayı Hasan Erdoğan’a devretti. Fabrika halen Hasan Erdoğan tarafından işletilmektedir. Uçhisar’daki Kenan Bey ve kardeşinin imalathanesi ise 1970’li yıllarda faaliyetine son verdi.

1965 yılında TASKOBİRLİK’ten ayrılan şarap ustası Talat Kutay, Gülşehir’de birkaç ortak ile Meşk Meyve Suları ve Şarapçılık Adi Komandit Şirketini kurdu. Asma Şarapları adı altında 500 tonluk şarap imaline geçen şirket, 1976 yılına kadar faaliyette bulundu. 1977 yılında şirket, kendi tesislerini TASKOBİRLİK’e devretti. TASKOBİRLİK bu tesiste sirke imaline geçerek, günümüze kadar faaliyetini sürdürdü.

Yine bölgemizde, Hacıbektaş’ın Karaburna köyünden olan Ömer Turgut, 1967 yılında şarap imaline başladı ve Karahüyük ismindeki şarap ile piyasaya açıldı. İlk olarak 200 tonluk bir depo ile işe başlayan Ömer Turgut, sonradan işini genişletti. O öldükten sonra iki oğlu Mehmet ve Hüsnü, babalarının yolundan gittiler. İki kardeş 1980 yılında ayrılarak, işlerini devam ettirdiler. Günümüzde Hüsnü Turgut’un 500 tonluk şarap kapasiteli fabrikası, Aryatus (Kapadokya’da yaşayan ilk hekim), Kervan, Tatlıbela ve Kızılırmak gibi markalarla faaliyetini sürdürüyor. Ömer’in diğer oğlu Mehmet Turgut ise 1500 ton kapasiteli imalathanesi ile Karahüyük ve Tatbeni adıyla piyasaya şaraplarını vermektedir.     

1970’li yıllarda Gülşehir’in Yeşilyurt (Sığırlı) köyünden Mehmet Erdoğan, kendi köyünde şarap imaline başladı. Onun ölümünden sonra oğlu Hasan Erdoğan, babasının işlerini genişleterek, yukarıda bahsedildiği gibi Uçhisar’daki Topaç kardeşlerin tesisini devraldı. Bu tesis halen faaliyetlerine devam ediyor.

1970’li yıllarda Ürgüp’ten Hasan Turasan’ın oğlu Rüştü Turasan, babasından kalan işleri devam ettirmeye çalıştı. Ancak şarapçılıktan umduğunu bulamayınca İstanbul’a giderek, başka bir ticari alanda çalışmaya başladı.  Bir ara şarapçılığın rağbet görmesi üzerine, İstanbul’daki işlerini bırakan Rüştü Turasan, Ürgüp’e geri döndü. Babasından kalma ilk fabrikayı genişletip geliştirdi. Ayrıca örnek bağ yetiştirmek üzere Fransa tipi asmalar, Fransız üzüm çeşitleri getirterek, Ürgüp ve çevresinde yüzlerce dönüm bağ kurdu. Bu şekilde Fransa’dan getirttiği uzmanlar ile şarapçılık işine iyice asıldı. Torun Hasan Turasan, onun gayretlerini devam ettirmiş ve hakkını vererek bu işi yürütmüştür. Şimdilerde Turasan’ın, Kapadokya bölgesinde dünyaya hitap eden şaraplar imal ettiğini iftiharla öğreniyoruz.

Bölgemizde bağcılık geçmişte ata-babadan kalma eski yöntemlerle yapılıyordu. 1960’tan önce, Tarım Bakanlığı Nevşehir’de örnek bağlar yetiştirmek için bir Bağcılık İstasyonu kurmuştu. Bölgemizde uzun yıllar faaliyet göstermesine rağmen Bağcılık İstasyonu, örnek bir bağ kurmaya muktedir olamadı. 1970’li yıllarda bağcılık enflasyonu yaşandı, bunun üzerine üretici, bağlarını sökmeye girişti.

1971 yılında bir vesile ile Avrupa’ya gidişimiz esnasında, iklimi bölgemizden daha sert olan Bulgaristan’da örnek bağlar yetiştirildiğini müşahede etmiştim. Memleketimizde de bunun olabileceğini düşündüm.

Üzümlerin değerlendirilmemesinden dolayı üreticilerin yaptığı şikayetler sonucunda, Bağcılık İstasyonunun doğusuna ve şimdiki üniversitenin yakınına Tekel Rakı Fabrikası kurularak, kuru üzüm alımına başlandı. Böylece bir nebze olsun, üreticinin şikayetleri azaltılmaya çalışıldı. Ancak bu fabrikanın özelleştirilmesiyle de üretici yine hayal kırıklığı yaşadı.

Daha sonraki yıllarda Kavaklıdere şirketi, bölgemizin bağcılık kapasitesini ve kaliteli üzüm yetiştirilmesini dikkate alıp, Kızılırmak vadisinde Yeşilyurt ve Yüksekli köylerinden arazi satın alarak veya kiralayarak binlerce dönüm örnek modern bağ yetiştirmeye başladı. Ayrıca Yeşilyurt köyü hudutlarında bir şarap imalathanesi kurdu. Buradan elde ettiği şarapları tanklarla Ankara’ya naklederek, Ankara menşeli fabrikasyon şarap imalini temin etti. Böylece Kavaklıdere şirketi, bölge bağcılığında yeni bir çığır açıp modern bağcılık yapılmasında öncü oldu. Daha sonra vatandaşlar Kavaklıdere’nin bağlarından ilham alarak, yeni yeni modern bağlar yetiştirdi ve değişik, farklı üzüm çeşitlerine yöneldi. Yöremizde bağcılıkta devrim niteliğinde olan bağ çubuklarının yükseğe alınması, bu şekilde başladı. Eskiden, geleneksel usülde bağ gözleri toprakla kapatılıyordu. Fakat modern bağcılıkta çubuklar, asma şeklinde yukarıya kaldırılıyor.

Bir devlet kurumu olan Bağcılık İstasyonunun 40-50 yıldır yapamadığını, Kavaklıdere şirketi, kısa zamanda başarmak suretiyle, bölgemizde büyük ve öncü hizmetler gerçekleştirdi. Kavaklıdere şirketine bundan dolayı müteşekkiriz. Ancak Kavaklıdere şirketinin, Yeşilyurt köyü hudutlarında yetiştirdiği bağlara Avanos bağları diyerek reklam levhaları koymuş olduğunu gördüm, inanın çok yadırgadım. Gülşehir’in bağları bu şirketi ihya ederken, böyle bir reklam, bizim topraklarımız ve bağlarımız için kadirbilmezliktir. Üstelik şimdiye kadar gerek köy ve yöre halkından, gerekse Gülşehir idarecilerinden buna bir tepkinin olmaması da ayrı bir konu... İnsan gerçekten üzülmeden edemiyor.


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç