gulsehir.org.tr


Seksenlik Kültür ve Turizm Aşığının Feryadı

Tarih: 11-01-2016 20:28
1864 Okunma

Sayın Kültür ve Turizm Bakanlığına,                                                                                          

Gülşehir ve Kapadokya Bölgesi bir kültür hazinesi olup, Orta Asya’dan gelen atalarımız bu hazinelerin üzerine oturmuşlar ve değerini de bilememişlerdir. Buradaki tarihi eserler Müslümanlıktan gayri dinlere ait olduğu için, çok yerde bilerek veya bilmeyerek onları yıkmaya girişmişlerdir.

Kapadokya Bölgesi, Antik Döneme göre doğuda Fırat, batıda Kızılırmak, kuzeyde Karadeniz ve güneyde Toroslar içerisinde kalan bir bölgedir. Ancak bizim bulunduğumuz Göreme - Kapadokya Bölgesi ise, doğuda Kayseri, batıda Tuz Gölü, kuzeyde Yozgat, güneyde Toroslar içinde kalan bölgedir. Fakat şimdiki Kültür ve Turizm politikası, Kapadokya diye sadece Göreme (Ürgüp), Zelve (Avanos), Kaymaklı ve Derinkuyu’yu tanıtmaktadır.

Göreme yedinci asırda bazı bölgelerden kaçan Hıristiyan misyonerlerin gizlenmek için gelerek inşa ettikleri kiliselerden ibarettir. Halbuki bölgemizde Derinkuyu, Kaymaklı gibi Gülşehir’deki ilk yerleşim yeri olan Açıksaray, Büyükkale’deki yer altı şehri, katbekat Kepez yerleşim yeri, Civelek Mağarası, Yeşilöz’deki Kalehöyük ve eski mezarlar, Gümüşkent’teki  yer atı şehirleri, Karacaşar’daki  höyük altında bulunan yerleşim alanı, Gökçetoprak köyündeki Zeus heykeli ve yer altı şehri, Luvilere ait kaya yazma anıt, Ovaören köyündeki  Kemer ve Filik Ören  yeraltı şehirleri, asırlar değil binlerce yıllara aittir. İlk çağlarda insanlar korunmak için işte bu bahsi geçen yer altı şehirlerini tercih etmişler ve zamanla yer yüzünde  ve su kenarlarına yerleşmişlerdir.

Bu özeti verdikten sonra benim feryadım şunun içindir: 1960-1961 yıllarında rahmetli Gülşehir kaymakamı ve belediye başkanı olan Bnb. Feridun Göktürk’ün de desteği ile  “Gülşehir Eski Eserleri Koruma Yaşatma ve Turizm Derneği”ni kurdum. Gülşehir’deki Açıksaray, Saint Jean Kilisesi ve Büyükkale’deki özel kişilere ait güvercinlik ve davar damlarını boşalttık. Kültür Bakanlığı Eski Eserler Genel Müdürlüğünden talep ederek, on bin lira para aldık. O para ile Açıksaray’daki kiliseler ile yerleşim odalarını ve Saint Jean Kilisesini temizlettik. Kaya mekanların bozulmuş giriş kapılarını, bölgenin doğal dokusuna ve orijinal kaya yapısına riayet ederek, demir kapılar takılacak hale getirdik ve her birine demir kapılar yaptırdık. Kültür Bakanlığından bu yerler için bir bekçi kadrosu temin ederek, bekçi tayin ettirdik. Zamanla ilgisizlik nedeniyle bu yaptırdığımız demir kapılar, hırsızlar tarafından çalınmıştır.

Bakanlık buralar için ne yazık ki hiç el atmamış ve günümüzde bile bizim 55 yıl önceden dernek olarak yaptırdığımız haliyle durmaktadır. Hatta bizim yaptırdığımız giriş kapılarına ait onarımlar dahi yıkılmaya yüz tutmuştur. Bakanlık sadece Açıksaray’ın ortasından geçen çayın batı tarafındaki tarihi eserlerin önlerindeki özel kişilere ait gayrimenkulleri istimlak etmiş, ancak buraları da temizletmediği için yabani ağaçlar ve otlar kaplamış olan içlerine girilmez haldedir. Öyle ki ben dahi bu yerlere gitmekte zorlanıyorum. Bir de Açıksaray girişine bir bekçi takip ve oturma odası yapmış, ayrıca Saint Jean Kilisesine bir memur tayin edip burasını turizme açmıştır. Halen turistlerin tarihi yerleri ziyaretinde, nerede ne var diyerek takip edip gidebilmesi için bir yol haritası ve şeması dahi yapılmamıştır. Naçizane benim yazdığım Kapadokya-Gülşehir kitabıma koyduğum basit bir kroki vardır. Bu kitabımıza dahi Bakanlık ilgi göstermemiştir. Turistler geldiği zaman nerede ne var, takip edememektedir. Hatta bir gün benim Açıksaray’da bulunduğum sırada bir İtalyan Turist kafilesi, dünyada benzeri olmayan buradaki Mantarkaya’nın nerede olduğunu benden sormak durumunda kalmıştır.

Ovaören Köyündeki Kemer yer altı şehrinin de o zamanlar derneğimizin verdiği para ile kapısı açılmış ve temizletilmiştir. 1965 yılında Gülşehir kaymakamı, belediye başkanı, askeri erkan ve bürokratlar ile halktan bazı kişilerin katıldığı bir açılış yapılmış ve o yer altı şehri turizme kazandırılmıştır. Ancak orası da bizim bıraktığımız gibi durmaktadır. İşte, feryadım bunun içindir.

Ayrıca Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde yaşayan Gülşehirli basın mensupları ve aydınlara seslenmek istiyorum. Lütfen, Gülşehir’e sahip çıkınız ve tanıtılması için gereken gayreti gösteriniz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kapadokya Bölgesinden elde ettiği gelirin yarısını bu bölgeye harcasa, bahsettiğimiz eksiklikler giderilir ve bölge daha iyi tanıtılır. Bugün için yapılan noksan reklamlar nedeniyle turistler sadece Göreme, Avanos, Kaymaklı ve Derinkuyu’yu ziyaret edip gezmektedir. Halbuki Gülşehir her yönden daha zengin ve turistlerin birkaç gününü alabilecek doğal ve tarihi özelliğe sahiptir. Konforlu bir şekilde konaklanacak Kapadokya Kartal Oteli de kış-yaz demeden hizmet vermektedir.

Gülşehir’de gezilecek ve görülecek yerler pek çoktur. Açıksaray Harabeleri içinde bulunan yerleşim yerleri, kaya kiliseleri ve üzüm ezmeye yarayan şırahaneler, kaya mezarları, Mantarkaya, Saint Jean Kilisesi, Büyükkale yer altı şehri, kat be kat Kepez, Pınarbaşı vadisi ve Kızılkatma’daki yerleşim yerleri, kiliseler, peri bacaları, Civelek Mağarası, Yeşilöz’deki Kalehöyük ve eski mezarlar, Karacaşar’daki höyük altında bulunan yerleşim yeri, Gökçetoprak köyündeki Zeus heykeli ve yer altı şehri, Luvilerden kalma anıt niteliğindeki kaya oyma yazılar ve mezarlar, Ovaören Köyündeki Kemer ve Filik Ören yer altı şehirleri görülmeye değer yerlerdir.

Bunlara ilaveten Gülşehir’deki Kapadokya Hava Limanı ulaşım kolaylığı sağlaması açısından bir avantaj sayılır.


YAZARIN DİĞER YAZILARI


Masa Üstü Sürüme Geç